Ara
İLETİŞİM FAKÜLTESİ

Öğretim Üyemizden ‘Michel Foucault Düşüncesinde Özne, Egemenlik ve İletişim’ Semineri

01.01.2025 07:36

Doç. Dr. Abdulsamet Günek Sosyoloji Bölümünde ‘Michel Foucault Düşüncesinde Özne, Egemenlik ve İletişim’ Başlıklı Bir Seminer Düzenledi

Öğretim üyemiz Doç. Dr. Abdulsamet GÜNEK, Muş Alparslan Üniversitesi Sosyoloji Bölümü’nde Sinema ve Edebiyat topluluğu’nun davetiyle, “Michael Faucault Düşüncesinde Özne, Egemenlik ve İletişim” konulu bir seminer düzenledi.

Seminerde, Doç. Dr. Abdulsamet Günek, Michel Foucault'nun iktidar ve egemenlik kavramlarının tarihsel süreçteki dönüşümünü, bu kavramların özne üzerindeki etkilerini ve Foucault’un yaklaşımına getirilen eleştirileri detaylı bir şekilde inceledi. Foucault’nun iktidar anlayışının, klasik iktidar teorilerinden farklı olarak iktidar ilişkilerinin analizine dayandığını belirten Günek, iktidarın, bağlı olduğu kurumlar ve ilişkiler üzerinden somutlaştığını söyledi. Günek, İktidar ilişkilerinin nasıl meşrulaştığı, egemenlik ilişkisi şeklinde tezahür ettiği ve nihayetinde özneyi nasıl dönüştürdüğünü örnekler üzerinden aktardı. İktidar ile özne arasındaki ilişkinin karşılıklı bir etki içerdiğine değinen Günek, “Özne ile iktidar arasındaki ilişki her zaman tek yönlü ve tekinsiz bir güç ilişkisi değildir. Karşılıklı ve dönüştürücü bir ilişkidir, bir anlamda etkileşimci, birbirine ihtiyacı olan simbiyotik bir ilişkisidir. Foucault’nun iktidarında özne aktif öznedir’’ dedi.

İktidar ilişkilerinin hegemonya ve direnç içerdiğini aktaran Günek, özellikle de pastoral ve polis iktadar anlayışını birleştiren modern Batı iktadarlarının yönetim ilişkilerini hukuk ve yönetim stratejileriyle ustaca kurguladıklarını aktardı. Michel Foucault’un iktadar analizinde iktidar teknolojileri ve yönetim stratejilerinin önemli bir yer tuttuğuna değinen Günek, cezalandırmanın bir iktadar aracı olarak kullanımının modern dönemde yerini gözetim ve denetim yoluyla kontrol altına almaya bıraktığını belirtti. İngiliz filozof Jeremy Bentham'ın 1785 yılında tasarlamış olduğu hapishane inşa modeli panoptikonu örnek veren Günek, Foucault’a göre hapishane, hastahane gibi modern dönem kurumlarının öz denetim mekanizmalarına dönüştüğünü söyledi.

Michel Foucault’un düşünsel açıdan etkilendiği Friedrich Nietzsche’ye atıf yaparak ‘insanın ölümüne’ bir gönderme yaptığına değinen Günek, öznenin dönüştüğünü ve bio-iktadardaki bedenlerin yönetiminden, mikro iktadara bir geçişin olduğuna ve artık ruhların yönetimine geçildiğini söyledi.

Michel Foucault düşüncesine yönelik eleştirileri de analiz eden Günek, kendi okumalarına dayanarak Foucult’un genel anlamda Yunan uygarlığını idealize ettiğini, doğu uygarlığı ile fikirsel ilişkisinin kısıtlı bulunduğu ve yönteminin karmaşık ve zor olduğu yönünde eleştirelerde bulundu. Focault‘un eski Yunan’daki iktidar ilişkilerini idealize etmesine karşın, Bernard Russel gibi kimi düşünürlerin bunu bir siyasal yozlaşma örneği olarak sunduğuna değinen Günek, ayrıca kimi araştırmacılar tarafından da iktidarı parçalayarak önemsizleştirdiği için eleştirildiğini söyledi.

Öğretim üyeleri ve öğrencilerin aktif olarak katılım sağladığı seminer, soru cevap kısmıyla son buldu.